İÇERİK:
NASIL KARAR VERDİM?
1 ay önce yine televizyonda iç karartıcı bir haber izliyordum. Moralim de pek iyi değildi. Açtım laptopı, uzun süredir okuduğum bir kaç seyahat bloğuna baktım. Orada sevgili Deniz Pehlivan'ın Seul Gezi Rehberi adlı oldukça bilgilendirici yazısını okudum. Adam ordan geçmiş Japonya'ya falan. Vermiş de vermiş gazı. Yine uzun süredir araştırdığım yurtdışı uçak biletini uyguna alabileceğim siteleri kontrol ettim ve Deniz'den aldığım gazla Seul biletlerine bakmaya başladım. Kısmen ucuz olduğunu düşündüğüm ve rezervasyon sistemi olan bir kaç siteden rezervasyon yaptırdım. Rezervasyon bitiş tarihimin son günü ise yine iyi sayılabilecek bir indirim oldu ve İstanbul- Seul arası gidiş-dönüş biletimi eksi hesabın da dibine vurarak aldım.
İlk yurtdışı seyahatimi Güney Kore'den yana kullanmamın en temel sebebi güvenli olduğunu düşünüşüm. Evet Güney Kore dünya üzerindeki en güvenli ülkelerden. Seyahatimde yalnız olacağım. Daha önce tecrübem olsaydı ya da az daha cesaretim... Bu tura Kore'den başlar mıydım emin değilim.
Neyse ben plansız programsız aldım bileti 26 Haziran kalkışlı uçak için. Dönüşüm ise 25 Temmuz'da olacak. Burda gitmişken değsin mantığıyla yanlış bir hamle daha yaptım ki sormayın. Bak yine cehalete... Bayrama denk geliyormuş ya bu gün. Az daha araştıraydım ya da bayram seyran önemseseydim, çok çok ucuza bulabilirdim eminim biletleri. Neyse ilk sefer nazarlık olsun dedim üstünü kapattım konunun içimde. Ücret bilgisi ayrıca vereceğim.
Yaklaşık 1 hafta öyle bilete baktım durdum telefon ekranından. Aklımdan geçen değişken sorular tam olarak bunlardı;
Kızım aldın bu bileti de ne halt edeceksin şimdi?
Nerede kalacaksın? Paran da yok salak!
Amannn bir daha mı geleceğiz dünyaya! Bulursun yolunu, hele bir çık yola da.
Acaba biletin parasını geri verirler mi, İptal mi etsem biletleri!
İnsan bir plan yapar... Güney Kore ne Allasen!
gibi gibi...
Sonra tırsım tırsım başladım plan yapmaya. Okumaya... Çok okumaya... Kaç blog okudum, kaç video izledim, şu sürede kaç tane Koreli insanla konuştum netten bilmiyorum. Ama hatrı sayılır derecede bilgi sahibiyim artık. Sanırım gidince çok zorlanmayacağım.
Öğrendikçe cesaretim arttı. Güney Kore'nin yanında Japonya'yı da ekledim planlara. Şehir şehir rotamı belirledim. 1 ay içerisinde Kore ve Japonya'da hatrı sayılır sayıda şehir görme hevesindeyim. İşte bu planlarımın ilki Seul...
Aslında Seul hakkında kültürel olarak çok bilgiye sahiptim. Yaklaşık 4 yıl önce hala geliştiremediğim dilimi geliştirmek adına 3-5 siteye üye olmuştum. Orada tanıştığım bir Koreli ile konu konuyu açtı. Artık sözlük elverdiğince. Neyse kendisi Türkiye'ye geleceğini, ülkemizi çok sevdiğini falan söyledi. Dedim gel bende kal! Tamam dedi hiç düşünmeden. Biz olsak rahatsızlık vermeyim cart curt uzatır da uzatırız. Kanımdaki Türk misafirperverliği ile başladım hazırlık yapmaya. Aman aman neler neler... Kültürümüzü yansıtacağım ya... Kendisine sadece et versem yetermiş. Zaten öyle de oldu. Herhalde 15 gün içerisinde bir bütün inek yemiştir. Bir de cup cup dondurma. İki cami göreyim yok saray gezeyim falan yoktu fikrinde. Yemek... Sadece yemek... Neyse bu süreç benim ilk İngilizce konuşma tecrübeme vesile oldu. Her gün biraz daha cesur hissederek kendisine rehberlik yaptım.Rehberlik dediysem genelde şöyle oldu: Caddede yürüyoruz. Gösteriyor bu yemeğin adı ne? Diyorum kumpir. Hadi yiyelim diyor! Biraz daha gidiyoruz. Görüyor İskender'i. Bir Bursalı olarak anlatıyorum da anlatıyorum. Diyor, boşver anlatma gel yiyelim... Yemin ederim bu Koreliler az yemek yer yalanınıza...
Başlarda misafir muamelesi yaptım. Elini cebine attırmadım falan. Baktım olacak gibi değil. Ama yine elini cebine attırmadım! Ama içim acıdı be:) O ülkesine döndükten yaklaşık 2 ay sonra ancak kendime gelebildim maddi olarak. Dedim daha da tövbe. Sonra kendisiyle bir süre daha görüştük net üzerinden, yine geleceğim çok memnun kaldım falan dedi. Ben böyle ağır ağır çektim kendimi. Sonra da bir şekilde iletişim koptu.
Şuraya bağlayacağım konuyu. Biletleri aldım dedim ya. 1-2 hafta sonra dedim benim Koreli vardı ne yapıyor ki bi yazayım şuna. Ben ona çok yardım ettim o da bana etsin bir zahmet! Valla maddi olarak değildi niyetim. Zaten hostel falan ayarlamıştım (anlatacağım). Ama sap sap gezmekten sıkılırsam 1-2 gün bana yoldaşlık etsin demiştim.
Kilis tava bile yapmışım. Nankööörr.... Ehi Neyse...
Mesajıma hemen cevap verdi. Planlarımı sordu. Havaalından seni alırımlarla başladı. Japonya seyahatimde benimle olmak istediğini vs söyledi. Kendisi Japoncaya ve Japonya'ya oldukça hakim. Neyse ben bir rahatladım, mutlu oldum falan. Yani korkularım yerini büyük heyecanlara bıraktı. Derken... Mesajlarıma geç cevap vermekle başlayan süreç şimdilerde onun sessizliğiyle devam ediyor. Kızgınım çünkü biz buna nankörlük diyoruz. Muhtemelen vazgeçti, yapamayacağını anladı. Kaçağı oynuyor. İnsanoğlu işte. Zamanında yediğin danalar, gün gelir .... tırmalar diyerekten kendimce kendisine lüzumsuzca laf sokuyorum buradan.
UÇAK BİLETİ-KONAKLAMA
Gelelim ciddi mevzulara...
1) Uçak bileti: Şimdi belirteceğim siteler yaptığım araştırmalar sonucunda en ucuz uçak bileti bulabileceğiniz siteler kanımca.
Ben biletimi Turna'dan aldım. Gidiş-dönüş toplam 3350 TL'ye. Lâkin siz acele etmeyin. Çünkü her gün tutarlar hatrı sayılır şekilde değişiyor. Ben aldığımda 400 TL kadar indirim olmuştu bir gün öncesine nazaran ve hemen atladım almak için. Ama 2 gün sonra 3000 TL'ye düştü. Şimdi bakayım dedim 3900 olmuş. Yani demem o ki bekleyin. Benim gibi aceleci olmayın.
Ben aktarmalı uçuş tercih etmek istemedim. Onun stresiyle de uğraşmak bana ağır gelebilirdi. Direkt uçuş daha cazip geldi tabii ki. Ama dostlar mümkünse aktarmalı uçuş tercih edin. İnanılmaz fiyat farkı mevcut çünkü. Mesela 2000 TL'ye aktarmalı gidiş-dönüş bileti bulduğum oldu gideceğim tarihler için.
Yaptığım hatalara gelecek olursam:
⏩Dönüş biletini almasaydım iyi olacaktı. Kore'den daha uygun fiyata dönüş bileti alabileceğimi geç öğrendim. Üstelik kendimi de sınırlandırmamış olacaktım.Şimdi rotamı en son yine Seul'e dönmek üzere belirlemem gerekiyor. Halbuki Japonya'dan İstanbul'a dönmek daha mantıklı olacaktı. Nereden bakarsanız bakın en az 2000 TL zararda olacağım yanlış planlamadan dolayı.
⏩Bileti almak için acele ettim. Biraz sabırlı olmak en güzeli.
2) Kalacak Yer Sorunsalı: Bu konuda sadece Seul için rezervasyon yaptım. Gideceğim diğer şehirler için henüz rezervasyon ihtiyacı duymuyorum. Ha tabii Busan için de var belli planlarım. Ayrıca anlatırım. 2 günden fazla konaklamayacağım diğer şehirlerde. Bu şehirler için daha çok gece seyahat etmeyi düşünüyorum. Seyahat esnamda ne kadar dinlenirsem artık. Tabii bazen duracağım ve duş alıp dinlenmek isteyeceğim. Böyle durumlar için de B planım ve elim kolum ayağım her şeyim olan http://www.booking.com devreye girecek.
Bu siteden yurtiçi seyahatlerimde yıllardır faydalanıyorum. Daha bir yanlışlarını görmedim. En uygun ve müşteri referanslı oteller, hosteller için müthiş bir site. Peki nerede, kaça konaklayacağım?
⏩Seul'de Hongik Üniversitesi yanında bir hostelde kalacağım. Bayağı araştırdım. Sonuç olarak bu bölgede karar kıldım. Çünkü üniversiteden dolayı her daim canlı bir bölge. Üstüne hosteller de ucuz. Ben aşağıda resmini göreceğiniz hostele 6 gece için 413 TL ödeyeceğim.
Aslında bu tutarı 235 Tl'ye indirgeyebilirim. Sanırım öyle yapacağım. Rezervasyonumu değiştireceğim yani. Şöyle ki;
Hostellerde iki tür konaklama seçeneği mevcut. İlk olarak daha ucuz olsun derseniz genelde 8 yataklı karışık yatakhanede konaklayabilirsiniz. Bunun fiyatı benim kalacağım yerde 235 TL idi. Ama ben 7 tane bilmediğim adamla aynı odada kalmaya cesaret edemedim o dönemde ve 4 kişilik kadın yatakhanesinden 413 TL'ye (130.000 won) rezervasyon yaptırdım. Muhtemelen yersiz bir korkuya sahibim. Ama hoşgörün, sürekli savunma halinde gezmek durumunda kaldığım bir ülkede yaşıyorum kadın olarak. Bunlar da benim kendimce tedbirlerim işte.
SEUL'DE GÖRECEĞİM YERLER
⏩Kore Savaş Müzesi: Daha önce gitme şansına nail olanlar en az 2 saat vakit geçirilmesi gerektiğini söylüyorlar burada. Saat 14.00-15.00 arası Kore askerlerinin özel gösterilerini izleyebilmek adına ziyaret saatlerimi buna göre ayarlayacağım. Giriş ücretsiz. Türkçe bilgi alabileceğiniz bir belgesel odası bile varmış. Pek mesudum. (Fotoğraflar tarafıma ait değil. Gitmemişim nasıl olsun? Kore turizm sayfalarında her yerde bulunabilecek bir kaç görsel paylaşıyorum.)
2) Bukhansan National Park: İşte en merak ettiğim yer. Buraya tam gün ayırmayı düşünüyorum. Şehir merkezinden otobüsle 50 dakika gibi bir sürede bu parka ulaşım sağlanabiliyormuş. Ancak herkesin dediğine göre sabah erken saatlerde gitmekte fayda varmış. çünkü çok kalabalık ve büyükmüş. Yol boyunca tapınaklar, Buda heykelleri, çeşitli törenler eşliğinde dik mi dik bir yokuşu çıkacak olmanın heyecanıyla doluyum. Baksanıza şu manzaraya! Seul ayaklarınızın altında...
3) Numsan Park- N Seul Kulesi : Bu Koreliler hayata tepeden bakmayı seviyorlar sanırım. Şehri tepeden 360 derece izleme imkanı tanıyan bir yer. İsteyen teleferikle isteyen dik merdivenler vasıtasıyla kuleye ulaşıyormuş. Yanımda bir de anahtar bulunduracağım. Şu asma kilitli olanlarda mı hala bilmiyorum:) Dilek tutuyormuşsun falan çıkınca o anahtarla. Benlik şeyler bunlar. Severim:)
4) Buckhon (Hanok Köyü): Burası bizim Adalar gibi bir yer. Ada değil lâkin insanlar Seul'ün karmaşasından soyutlamışlar kendilerini diyorlar. Şehrin içinde modern bir köy yani. Gidip göreceğim bakalım öyle miymiş. Ulaşım yürüyerek sağlanıyormuş. Gürültüden şikayetçiymiş yerel halk. O yüzden bilmem kaç yerde okudum sessiz sedasız gezin uyarısını. Bu bölge meşhur saraylara da çok yakın (Gyeongbokgung- Chanhdeokgung) . Üstelik yöresel kıyafet olan Hanbok kiralayarak gezmeyi düşünüyorum. Havaya gireyim maksat. O nedenle saraylar ve Buckhon için aynı günü ayıracağım.
5) Trick Eye Museum: Eğlence Tema Merkezlerini pek sevmem aslında. Ama burayı çok merak ediyorum. Üç boyutlu fotoğraf çekimi için birebir. Birkaç tanesini şimdiden kestirdim gözüme. Misal;
5) Plansız olmak: Orada özellikle hostelde yeni arkadaşlar edineceğimi düşünüyorum. Kalan 1-2 gün doğaçlama takılma taraftarıyım. Tabana kuvvet nereye götürürse beni ayaklarım oraya gideceğim. Yukarıda belirttiklerim olmazsa olmazlarım olacak. Kendi fotoğraflarım ve tecrübelerimle Seul başlığı altında tekrar görüşmek üzere...















Hiç yorum yok:
Yorum Gönder